Sabah pazardan aldım, kendi ellerimle doğradım, sosunu da cömert koydum. Sen sadece nereden sipariş vereceğine karar ver, gerisi bende.
Hangisi alışkanlığınsa oradan gel. Ben hepsinde aynı elle doğruyorum, aynı sosu koyuyorum.
Sebzeyi günü gününe alırım. Dünden kalanı size değil, kendime yediririm.
Makine yok, altıgen ellerim var. Her kaseyi siz sipariş verdikten sonra hazırlarım.
Kraft kutuya koyar, sosu ayrı verir, 20 dakikada kapına yollarım.
Altı köşeliyim çünkü bir kase de altı şeyden oluşur: taze yeşillik, doyuran bir taban, iyi pişmiş bir ana malzeme, çıtır bir dokunuş, dürüst bir sos ve birinin gerçekten uğraşması.
Şapkamı severim, mutfağımı daha çok. Burada porsiyon küçültmek, sosu azaltmak, “nasıl olsa fark etmez” demek yok. Kaseyi kendim için hazırlar gibi hazırlar, öyle yollarım.
“Sen aç kalma, gerisini ben doğrarım.”
Hepsinde aynı kase, aynı sos. Sen alışkanlığını seç.